05Makale · · 3 dk okuma
Nazizm, İtalyan Faşizmi ve Sosyal Darwinizmin Siyasal Sonuçları
Nazizm ile İtalyan faşizmi aynı aileden gelir ama aynı şey değildir. Ayrımın en keskin yeri, Darwin'in doğal seçilim fikrinin topluma uyarlanmasıdır.
Ortak kökler
İki hareketin de beslendiği zemin benzerdi: Birinci Dünya Savaşı'nın yarattığı insan ve toprak kayıpları, bunun tetiklediği aşırı milliyetçilik, gelişen bir sanayinin hammadde ve pazar ihtiyacı. Bu ihtiyaç yayılmacı bir politika gerektiriyordu.
Her iki hareket de geçmişe dönük bir meşruiyet kurar. Kendilerini geçmişteki bütün birikimin devamı olarak sunar, kahramanlık öykülerini sık sık anar, "geçmişte yapılanların şimdi de yapılabileceği" vurgusunu yaparlar. İtalyan faşizminde bu gönderme Roma İmparatorluğu'na ve onun zaferlerinedir. Alman tarafında ise ari ırkın antik dönemde yaptıklarına ve o "saf ırk" vurgusuna yapılır. Geçmişin zaferleri her iki ideolojide de merkezî yer tutar.
Ortak özelliklerin listesi uzatılabilir: lider kültüne verilen büyük önem — Hitler ve Mussolini —, militarist yapı, büyük askerî güç oluşturma çabası, savaşçı bir ideoloji, akılcılığı reddeden irrasyonel bir düşünce dünyası. Onur, şeref, başarı gibi duygusal temalar bu dünyanın merkezindedir.
Yayılmacılık da ortaktır. Hitler iktidara geldikten sonra Birinci Dünya Savaşı'nda kaybedilen toprakları telafi etmek amacıyla hızla Avusturya, Çekoslovakya ve Polonya yönünde genişledi. İtalya ise Yunanistan'a saldırdı ve Avrupa dışında bir dizi sömürgecilik faaliyeti yürüttü. Bu nedenle faşist hareketlerde şovenizm en belirgin unsurdur.
Ayrılan yerler
Din. Nazizm din vurgusunu reddetti ve Hristiyanlık inancına mesafeli durdu. İtalya'da ise din işlevselleştirildi; faşizmin ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde yeniden yorumlandı.
Farklılığa bakış. İki hareket de kendi gibi olmayandan nefret eder, farklılığa saygı duymaz. Ama Almanlar bunu ırkçılık düzeyine taşıdı. Alman faşizminde farklılığın yok edilmesi fikri benimsendi; bunun sonucunda imha kampları inşa edildi. Nazizm, İtalyan faşizmine kıyasla çok daha sistematik, çok daha yıkıcı ve ırkçıdır.
Sosyal Darwinizm: farkın teorik kaynağı
Bu ayrımın arkasında bir fikir var. Darwinizm, canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla evrimleştiğini savunur; süreç, koşullara uyum sağlayanın hayatta kalmasıyla işler. Bu yasa topluma uyarlandığında ortaya sosyal Darwinizm çıkar: toplumlarda da güçlü olanın hayatta kalması gerektiği ve bunun sonucunda en güçlü toplumun oluşacağı düşüncesi.
Hemen bir ayrım koymak gerekiyor: sosyal Darwinizm, Darwin'in kendi görüşü değildir. Darwin biyolojik bir mekanizmayı tarif etti; "en güçlü hayatta kalır" formülasyonu ona değil Herbert Spencer'a ait ve doğal seçilimden ahlaki ya da siyasi bir sonuç çıkarmak, Darwin'in metinlerinde bulunmayan bir sıçramadır. Bu yüzden "Darwin'den Hitler'e" biçimindeki doğrudan soy zinciri iddiaları tarihçilerin çoğunluğu tarafından reddedilir. Burada anlatılan, bir bilimsel kuramın siyasi olarak nasıl araçsallaştırıldığıdır — kuramın kendisinin bu sonucu gerektirdiği değil.
Nazizm bu araçsallaştırılmış çerçeveyi benimser. Kendi ırklarının diğerlerinden üstün olduğuna inanır ve bu üstünlüğün topluma uygulanması gerektiğini savunurlar. Onlara göre hayatın tek anlamı ırklar arası mücadeledir: doğada türler nasıl uyum sağlayıp hayatta kalıyorsa, güçlü ırklar da üstün uygarlıklar kurar, güçsüzler yok olmaya mahkûmdur.
Burada kritik bir boşluk var. Toplumsal hayatta hangi ırkın hayatta kalacağına karar verecek bir çevresel koşul yoktur. Naziler bu boşluğu savaşla doldurur: tek ölçüt savaştır. Sosyal Darwinizmin savaşı doğal bir süreç saymasıyla faşizmin savaşı yüceltmesi burada örtüşür ve rejim militarist politikaları meşrulaştırır.
Öjeniden imha kamplarına
Darwinizmin topluma uyarlanması öjeni hareketini de doğurdu. Öjeni, doğal seçilim fikrini insan toplumlarına uygulayarak "üstün" özellikleri korumayı ve geliştirmeyi amaçlar; zorunlu kısırlaştırma ve ötenazi gibi yöntemleri savunur. Naziler bu fikri benimseyerek "Ari ırk" olarak adlandırdıkları grubun üstünlüğünü korumak adına öjeni politikaları uyguladılar.
Sonuç, milyonlarca insanın sistematik imhasıydı. Zayıf olanın yok edilmesi gerektiği fikri, şiddetin ve zorun önce meşrulaştırılmasına, sonra kurumsallaştırılmasına yol açtı.
Sonuç
Sosyal Darwinizm, Nazi ırk politikalarının en önemli düşünsel dayanaklarından biridir. Tek dayanağı değildir — 19. yüzyıl ırk kuramları, antisemitizmin uzun tarihi ve savaş sonrası Almanya'nın siyasi koşulları en az o kadar belirleyicidir.
Yine de bu örnek şunu açıkça gösteriyor: bir açıklama modeli ait olmadığı alana taşındığında, tarif ettiği şeyi meşrulaştıran bir reçeteye dönüşebiliyor. "Doğada böyle oluyor" cümlesinden "toplumda da böyle olmalı" cümlesine geçiş, bilimsel değil siyasi bir adımdır.
Kaynakça
- Paxton, R. O. (2004). The Anatomy of Fascism. New York: Alfred A. Knopf. (Türkçesi: Faşizmin Anatomisi, İletişim Yayınları.)
- Arendt, H. (1951). The Origins of Totalitarianism. (Türkçesi: Totalitarizmin Kaynakları, İletişim Yayınları.)
- Hawkins, M. (1997). Social Darwinism in European and American Thought, 1860-1945. Cambridge University Press.
- Griffin, R. (1991). The Nature of Fascism. London: Routledge.
- Burleigh, M. ve Wippermann, W. (1991). The Racial State: Germany 1933-1945. Cambridge University Press.
- Weikart, R. (2004). From Darwin to Hitler: Evolutionary Ethics, Eugenics, and Racism in Germany. New York: Palgrave Macmillan. (Tartışmalı bir tez sunar; eleştirileriyle birlikte okunmalı.)
Bu yazıyı alıntılamak için
Kandemir, V. (2023). Nazizm, İtalyan Faşizmi ve Sosyal Darwinizmin Siyasal Sonuçları. Vedat Kandemir. https://vedatkandemir.com/nazizm-italyan-fasizmi-ve-sosyal-darwinizmin-siyasal-sonuclari.html